Embed

Sahabelik mesleği

En Güzel Meslek: SAHABE MESLEĞİ

Her anne babanın en büyük emellerinden birisi, evlâtlarına iyi bir tahsil yaptırmak, güzel bir meslek sahibi olmalarını sağlamaktır. Bunun için yapmadıkları fedakârlık kalmaz. “Yeter ki evlâdım okusun, sırtımdaki ceketimi satar onu okuturum” diyen babaları çok görmüşüzdür. Gerçekten de çocuğunu okutmak ve iyi bir meslek sahibi yapmak için evini, tarlasını, traktörünü satan aileler vardır. Akşama kadar temizliğe gidip, çocuğunun okul masraflarını karşılayan fedakâr anneler mevcuttur.


Tahsilini tamamlayan bir genç, seçmiş olduğu mesleğin diplomasını alarak işe başladığında, o anne babanın maksatları hasıl olmuştur. “Çok şükür Rabbimize, emeklerimiz boşa gitmedi, evladımız mesleğini eline aldı” diye büyük bir sevinç ve mutluluk duyarlar.
Bir insan, anne babasının yaptığı fedakârlıklar ve kendi gayretleri sonucu tahsilini tamamlayıp iyi bir meslek sahibi olabilir. Bu meslekten kazandığı para ve itibar ile iyi bir hayat yaşayabilir. Ama dünyanın en iyi mesleği ve en yüksek kazancı, sadece bu dünyada geçerlidir. Ebedî hayatın yurdu olan ahiret âleminde başka meslekler ve başka kazançlar geçerli olacaktır. Dünyadaki servet de, şöhret de kabir kapısına kadardır. Eğer insanın ahirete yönelik bir kazancı ve orada geçerli bir mesleği yoksa, ebedî hayatında fakir ve zelil bir duruma düşmesi kaçınılmazdır. O halde anne ve babaların en büyük gayesi ve gayreti, çocuklarına ebedî hayatta lâzım olacak bir tahsil ve meslek imkânı sağlamak olmalıdır.
“Peki böyle bir tahsil ve meslek var mıdır?” diye bir sual akla gelebilir. Evet ebedî hayatın kazanılması için yapılacak en yüksek tahsil Allah’ın rızasını tahsil etmek, en güzel meslek ise sahabe mesleğine sahip olmaktır.
Sahabe mesleği, Peygamber Efendimizin (asm) zamanında yaşayıp İslâm’ı kabul eden ve hayatlarını iman ve Kur’ân esaslarına göre tanzim eden insanların tuttukları yol ve yaptıkları davranışlardır. Sahabe efendilerimiz bu yolun zorluklarına, çile ve ıztıraplarına hiç aldırmadan, inançlarından hiç taviz vermeden, “Başıma neler gelir?” diye hiç düşünmeden bu yolda yürümüşlerdir. Bütün dikkatlerini Allah Resulü’nün (asm) hâl ve hareketlerine teksif etmişler, onun hayatının her karesini kendi hayatlarına aktarmaya çalışmışlardır. Peygamber Efendimizin (asm) hayatı ise, Hz Ayşe (r.a) validemizin ifadesiyle, Kur’ân’dan ibaretti. Yani sahabe mesleği, tamamen Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye yolu demektir. Bediüzzaman Hazretleri bu yolu “Cadde-i Kübrâ-yı Kur’âniye” diye tarif etmektedir.
Her meslek zamanla bir takım ihmal ve kusurlar sonucu unutulmaya yüz tuttuğu gibi, sahabe mesleği de bazı devirlerde ihmâle uğramış, unutulmaya yüz tutmuştur. Bazen de bu mesleği besleyen damarlar hain eller tarafından kesilmiş, sahabe mesleğinin kaynağı olan Kur’ân-ı Kerim ortadan kaldırılmak istenmiştir. Özellikle deccalizmin zirve yaptığı devirlerde Kur’ân ve iman esaslarına hücum edilerek sahabe mesleği ortadan kaldırılmak istenmiştir.
Ama Kur’ân-ı Kerim kıyamete kadar Cenab-ı Hak tarafından muhafaza edileceğinden, “Cadde-i Kübrâ-yı Kur’âniye” olan sahabe mesleği de muhafaza edilmiş, Peygamber varisleri olan müceddidler hem iman esaslarını, hem de sahabe mesleğini yeniden ihya etmişlerdir. Bu mesleğin zamanımızdaki Pîr’i ise, Bediüzzaman Hazretleri olmuştur. En dehşetli zamanda, iman esaslarının en fazla hücuma maruz kaldığı bir devirde, İslâm’a ve Kur’ân’a en şiddetli saldırı ve suikastların yapıldığı bir asırda, Bediüzzaman ortaya çıkmış, sarsılan temelleri yeniden tesis ederek iman kal’asını tamir ve takviye etmiştir. Kur’ân’dan aldığı ilhamla Kur’ân’ı yeniden tefsir etmiş, İslâm’ı asrın idrakine intikal ettirmiştir. Bunu yaparken de sahabe efendilerimizi örnek almış, onların yolunu zamanın hurafelerinden ve bid’alarından temizleyerek sahabe mesleğini ihya ve icra etmiştir.
Risale-i Nur, baştan sona sahabe mesleğini ders vermektedir. Zira bu meslek, insanı doğrudan doğruya Kur’ân ve Sünnet-i Seniyye yoluna sevk etmektedir. Bu zamanda insanların tekkelerde, zaviyelerde, çilehanelerde yıllarca süren tahsil ve tekâmül yolundan gitmesi mümkün olmadığından, Risale-i Nur tarikate uğramadan hakikate geçen en kısa, fakat en mustakim yol olan sahabe mesleğini tercih etmiştir.
Bu meslekte fazla keşif ve kerâmet bulunmaz. Zaten istenmez ve arzu da edilmez. Zira sahabeler sair evliyalar gibi keşif ve keramet göstermemişlerdir. Ama onların manevî makamları peygamberlerden hemen sonra gelmektedir. En büyük bir veli, en küçük bir sahabenin manevi makamına yetişemez. Onlar sohbet-i Nebeviyeye mazhar olmuşlar, ışıklarını doğrudan doğruya Nübüvvet Güneşinden almışlardır. Bütün sahabeler en büyük velâyet makamındadırlar. Ama onların velâyetleri kerametlere ihtiyaç duymayacak kadar yüksektir.
Sahabe mesleğinin ahir zamandaki pîri olan Bediüzzaman Hazretleri, bu mesleğin özelliklerini şöyle ifade etmektedir: “Sahabelerin velâyeti, velâyet-i kübrâ denilen, veraset-i nübüvvetten gelen, berzah tarikine uğramayarak, doğrudan doğruya zâhirden hakikate geçip, akrebiyet-i İlâhiyenin inkişafına bakan bir velâyettir ki, o velâyet yolu, gayet kısa olduğu halde, gayet yüksektir. Harikaları az, fakat meziyâtı çoktur. Keşif ve keramet onda az görünür..” (Mektubat, s. 84)
Bu zamanda sahabe mesleğinin temsilcileri Risale-i Nur talebeleridir. Risale-i Nur, Kur’ân–ı Kerim’in manevî bir mu’cizesi olduğundan, bu zamanda Cadde-i Kübra-yı Kur’âniye yolcuları Risale-i Nur talebeleridir. Bu mesleğin esası ihlas sırrına dayanır. Ondan sonra uhuvvet, takva, amel-i salih, kardeşane muhabbet, müfritane irtibat, sebat ve metanet, iktisat ve istiğna gibi esaslar gelir. Sahabe mesleğinin Pîri olan Bediüzzaman Hazretlerinin hayatı, bu esaslar dahilinde geçmiştir. Bediüzzaman, “Benim mesleğim sahabe mesleği, aç kalmak var, hapislik var, zahmet var, var, var, var” derdi. (Son Şahitler)
Risale-i Nur’a gönül verenler de zahmete ve çileye talip olan ve sahabe mesleğini tercih eden bahtiyarlardır. Onlar bu dünyada zahmet ve sıkıntıya talip olurken, karşılığında maddi veya manevî bir mükâfat da beklemezler. Onlar sadece Cenab-ı Hakk’ın rızasını talep ederler. İman hizmetinde istihdam edilmek, onlar için en büyük hizmet, en yüksek makamdır.
Sahabe mesleğine sahip olmak ne kadar meziyetli ise, o kadar da mesuliyetlidir. Bu meslekte sebat etmek, ihlas ve sadakatle hizmet etmek, mesleğinin izzetini muhafaza etmek gerekmektedir. Tavizsiz istikrar çizgisinden ayrılmadan yoluna devam edenler, bu mesleğin mesuliyetini idrak edenlerdir.

Abdil YILDIRIM

Yorum Yaz
Bu içeriği paylaşın!
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !